27 Kasım 2018 Salı

karalama: bir

I.
Doğum diyorum buna: zayıf, çelimsiz bir gölge
bu dağın eteklerine düştü. 
Bir kazın sırtında, rüzgar da bu anı bekler gibi sakin.

II.
Çıt çıkarmadı. Alevler içinde, gözlerindeki anlatıyı döktü:
Yeterince aşağılanmış, zedelenmiş kaçtığı yerde.
Tellerle çevrili etrafı ve inancı kazınmış. Güvensizliği zırhı.
Kırmızı gözlerle fark ettiriyordu, sımsıkı tutuyor içindeki dehşeti

Çünkü ne kadar acıdır kim bilir,
Dünyaya gelmek, kaçarken başka bir dünyadan.

III.
Fısılda dedim. Fısılda. Böyle bulursun ancak 
yolunu k a r a n l ı k t a. 

Bileklerinde kemikten çivileri. Bir kaz tüyü düştü toprağa. Kaybettirdi kendini, vadideki rüzgarın kıvrımına uydu. Beyaz bir körlük sonra...

IV.
Ben kaldım yalnızca içlerinde insanların,
Ben kaldım alevler içimde. Kafamda k a n l ı bir taçla çıt çıkarmadım.
Bir duru su gibi döktüm anlatıyı: Fırtınayı araladı, kapanmak istemeyen göz kapaklarım. 

Uçurumlar göz korkutur yalnızca, 
insanın kendi içine düşüşüdür acı olan!


21 Kasım 2018 Çarşamba

karalama: kışın çiçekler



Gök yarılınca mı ortaya çıktı,
Yoksa ben mi farkına vardım gürültünün altında?
Kışın çiçekler: gözlerinden. 
                           akan ise çiy damlaları-

Ve eksik lütuf değil miydi geceden geçişi
ayazda kalan bedenimin.
Büsbütün karşımda yeniden!
Aydınlığı, sırtı ve kendisi
                              Kör bıçak gibi boğazımda,
                              keskin bakışlarıyla.

Göz ucuyla izliyorum:
berrak suyun içinde turuncu balık-
derininde ise yok sayılan ince bir duyum.
Terk edilmiş saatlerin geçişine o yaratık.

Ateşi çalanım, zincirlerim bileklerimde.
Ve sonrasında gecenin sonu gelmedi hiç: 
Ayak izleri sahici acının, tepelerin ardında 
ve ışık yok bu karanlığa. 

Çıkar ateşi o zaman sakladığım dehlizden,
yerime sür yüzlere doğru. 
Buzdan jiletleriyle zaman,
parçalıyor damarlarımı.

Umutla bakma hiçbirine çünkü ışığı yetmez,
umutla bakma her yüz bir yangın. 

Tedirgin bir sessizliğe bürün: kışın çiçekler
siyahtır ve ürkütme sabahı. belki de gelecektir.
yine bekleyeceği
z.                             

7 Kasım 2018 Çarşamba

karalama: melon şapkalar altında

(İnsan sadece dünyaya geldiği için bile, cenneti hak etmeli.)

Öyle bir yerden bakıyorum ki dünyaya 
her şey uzak-

Sessiz iskelenin kenarında bir soğuk 
buraya gelebilmem için esti.
Görebilirsin artık gizimi:
acının paletinden, üstüme bulaşan renkleri.

Uygunsuz adımlarla geçişimi düşündükçe
garip otlar sarıyor içimi.
Yolcuyum artık gezen mutsuz ağızlarda
Aradığım beyaz bir bakış: kapkara yüzlerde.

Kendimi bulmak için gidiyorum öyleyse-
ölüm sırtımda ve ağırlığı yok bile, 
yaşamın yanında

Yine de gözlerimi kapattım kötülüklere
Değersiz uçurumları ben yarattım
Hıçkıran uykularımdan.

Fena can yakardı cansız görüntüler 
sabahları ortalıkta koşuşturan
Ve bakışlar melon şapkalar altında kalan