I.
birazdan firuze,
birazdan seni düşüneceğim yine
bir durulmaz nehir akar şimdi
geyikler usulca uyur bir yerde
bir tren geçer şehrinden
seninle ilk görüştüğümüz o yerden
bu kaybolduğum koskoca denizde
ölü adamın gitar konçertosundan
ve unutmayan balıklardan
bahset bana firuze
soğuk savaş zamanları filan
ve en kalabalık sokaklardan
elleri cebinde geçenleri anlat
II.
firuze,
birazdan seni düşüneceğim yine
bir apansız hüzne kapılırım
ağlarım diye korkuyorum
oysa seni sevmek gündüz ve gece,
tutkulu ve ırmaksal bir sesin
dalgalanışını izlemek öylece
ab orgine ego pro te!
güneş doğdu çoktan
ve sesini duymak sabahları,
bir çeşit kuş cıvıltısı
dedim ya, ego pro te!
ve bu yara sonrası
bir yaradan çok doğum lekesi
'ne benziyor
hâlâ yüzünü görmek, kokunu duymak bir kalabalık arası
dengemi bozuyor
kirpiklerim ıslakken gülüyorum bazısı,
yaralıyordu bu, unutulmuyor
firuze inan,
nefes almak için açtığı pencereden atlayabilir insan
dayan diyorum kendime sonrası, dayan.
III.
firuze,
insan bazı şeyleri anlatamaz
çünkü kelimeler bazı şeyleri anlatmaya yetmez
şimdi ben diyorum ki ülkemiz üç tarafı
acılar deniziyle çevrili kara parçası
ve ne yazık ki o denizde
yüzmeyi de öğreniyoruz
ölmüyoruz ne yazık ki ölmüyoruz
yaşıyoruz öylece
anlıyor musun?
sonuna kadar gitmek istiyor insan,
bıçak kemiğe dayanmadan
yaralandığını fark etmiyor işte