73. m. buradaydı
kapı açıktı, hiçbir zorlanma belirtisi de yoktu. içeri girdim, açık pencere, hafifçe yanan bir sigara ve uçuşan bir perdeyle karşılaştım. hayır kimsenin buraya girme ihtimali yoktu, çünkü evin içinde iki koltuk, bir masa ve bir yataktan başka hiçbir şey yoktu. oturdum, bekledim. kimin girdiğini anlamaya çalıştım. kimse gelmedi, kimse gitmedi. aslında bir yandan umutla dolmuştu içim. sonunda biriyle(gerçek biriyle) konuşacaktım, belki çay içecektik. bu evime girmeye çalışan biri olsa bile önemi yoktu. fakat hayır kimse gelmedi, belki ben kapıyı açık unutmuştum belki de sadece kilit gevşemişti. düşünmeye başladım, aşağıda hafiften bir kalabalık vardı, yükseklik korkum olduğu için pek bakmazdım aşağı, yerime oturdum. önümdeki masada bir farklılık sezdim, hâlâ hafifçe tüten sigaranın yanındaki küllüğün altında, ufacık bir not vardı. şöyle yazıyordu,
''şu büyük avizenin üstüme düşeceğini sandığım zamanlar oldu, elbette düşmedi ama çoğu zaman düşmüş kadar oldu.
-m.''
aşağıdan siren sesi geldi, bu defa cesaretimi toplayıp aşağı baktım. ''m.'' evime gizlice girip aşağı atlamıştı, dağılmış bedeni hâlâ yerdeydi. neden peki, neden benim evimi seçmişti? evet, buranın boğuk ve basık bir havası var. duvar boyası dökülüyor ve tavan köşeleri biraz kararmış ama bunun için olamazdı. neden kapıyı açmış, bir sigara içmiş ve kendini pencereden boşluğa bırakmıştı?
74. umutlu bir umutsuzluk
ardına kadar açık bir pencerenin arkasında kendimi gizliyordum. hava son derece kapalı ve yağmurluydu. fırtınalı bir havada kuş sesleri bekleyecek kadar umutlu ve bir o kadar umutsuzdum.
75. ölmek
ölümü düşünmek, ölmekten daha zor.
76. aramızdaki duvarın altında kaldım
artık aramızdaki şeyin ne olduğunu bile bilmiyorum. uçurum mu yoksa duvar mı anlayamıyorum. bazen bir duvara çarpıyorum, bazen de düşmeye başlıyorum. zaten fark etmiyor, sonunda hep bir yerlere çarpıp dağılıyorum.
77. mucizeler
nasıl bir mucizesin sen, ayak bastığın her yer dünyanın merkezi oluyor!