6 Mart 2017 Pazartesi

25. masalların okunmadığı bir gece

dışarıdaki kirli dünyaya karşı temiz tuttum seni içimde
masalların okunmadığı bir gece 
filtresine kadar içtiğim sigaram
inan seni anlatmaya yetmiyor bir dil, bir alfabe

dişlerimi sıkarak
ağlamanın ayıp olduğunu düşünen şu dünyada yaşamak
tek maçtan yatan hayallerim, ve yana batan ihalelerimin içinde,
düşünüyorum da ne güzel olurdu omzunda yaşlanmak!

babamın öğrettiği en güzel şey çakmakla gazoz açmak
bir kerpeten ile söküyorlar seni içimden
geride kalan boşluğa, tam şurası
okyanusu doldursam almıyor, bir bardak su döksem dolmuyor
ölemiyor olmanın serzenişi var, üstümde
ne de seyrek yağdın üstüme ince ince.
yağmur yağsa bir çöle, ıslatabilir mi toprağın derinini. ne işe yarar ki, küsmüşse toprak yağmurun gelmeyişine.
söylüyorum inanmıyorlar, bu kadar kirlenmiş ruhu temizleyemez bir kese!
senin adın, nisan ya da haziran. sen herkesin altını çizdiği bir cümle,
ben ise madalyonun ters yüzünde, hesaba katılmamış bir gol doksan(artı)dörtte.
dağın üstünden geçen yol, kayayı delen karanfil. 
birbirine doğru akan iki nehir, kavuşamayan denizine.
fotoğraflarını ezberledim, dişlerini de. 
minareyi çalacağım, kılıfı hazır. 
üstüne alınma tanrım, bu balığın kavuşma çabası denizine!

tarihi geçmiş biletlerim var, ya da yanlış yere kesilmiş.
bu kaçıncı otobüs binip sana gelemediğim.
bir gece seni görsem rüya yerine, inan sabaha çıkmak istemem
ilk sırayı almış maskeler küresel sermayede
tanıdığın insanları bile tanımıyorken mesela
inanabilir misin hâlâ gözyaşlarının sıcaklığına
hepsi suni çim, inanma betonların arasındaki yeşilliğe
buz tutmuş içim, tuz döksem aramızdaki buzlara da
hiç yokmuş gibi eriyip gider mi

ben ki, başa dönen zincir gibi
hatırladıkça yalnızlaşıyorum
yalnızlaştıkça düşünüyor
düşündükçe seviyorum
sevdikçe,
hatırlıyorum.