gözlerim kapalı yürüdüğüm yolsun
bütün yokuşlarını ve düşüşlerini ezbere bildiğim
ayağım takıldı diye düşecek değilim ki ben
ipte yürüyen bir cambazsam
kokunu hissettim diye sendeleyecek değilim
ceplerimde biriktirdiğim kelimeler
çantama doldurduğum anılar
dedim fazla güvenmişsin bana tanrım
baksana yüküm kendimden ağır
tiz bir keman sesi
bin yıllık uykusundan uyanan bir dağın heybeti
zamandan hızlı geçebilir mi bir tren
kanımda binbir feveran
kanımda binbir feveran
dedi delirdin mi
biraz caz biraz da teninin kokusu
dedim elimi çabuk tut
bana yetmez yan yana uyursak
bir kurbağanın kış uykusu
senin yanında zaman durmalı
veya yavaşlamalı
kovalamasın artık akrep yelkovanı
hamal, sen de itiraz et
hakkını versin artık bir işveren
içimde bir orman
ateşe verilsin hemen!
yeniden doğacağım küllerimden
dedi canın yanmaz mı
bir öksürük tuttu beni
dedim elimden bir şey gelmiyor
gözlerimi ovuştursam kaybolursun
dedi saçmalama
ben bir karıncayı bile incitemezken
insanlar birbirlerinin hayallerini yıkıyor
dedim gözlerim doluyor
içimde, okyanusta kağıttan gemiler yüzdüren
bir adamın umudu
aklıma geliyorsun
eğilip bir çiçeği öpüyorum
saat üçeonkala *uyudu
dedi gözlerini kapatma
açmaya çalıştıkça kapanıyor
tersine inen kepenkler gibi
dedim konuş gözünü seveyim
bu sessizlik canımı sıkıyor
merdivene tırmanır gibi bu yokuş
sokaklar, caddeler, kaldırımlar
hepsi sana çıkıyor
bir yağmura yakalandım
atkısız, şemsiyesiz, ceketsiz
hücrelerime kadar ıslattı beni
dedim aciz biriyim
bir yağmura yakalandım
atkısız, şemsiyesiz, ceketsiz
hücrelerime kadar ıslattı beni
dedim aciz biriyim
kimseyi, hiçbir şeyi değiştirmeye gücüm yetmedi
kalktım masadaki bardağın yerini değiştirdim
kalktım masadaki bardağın yerini değiştirdim
dedi gidiyorum
sessizce parmak uçlarında
parmak uçlarına düştüm
bir limonu dişler gibi...
kanım çekildi
dedim uzaksın
sokak lambalarına rağmen parlayan yıldızsın
şehrin kalabalığının arasından görünen denizsin
dedi sus, uyanacaklar şimdi
şarkıyı kapatma, üstümü çiz
bitir artık bu körelişi
dedim bu namütenahi bir sevgi
öyle girift bir hâldeyiz ki
öyle girift bir hâldeyiz ki
feriştahı gelse unutamam, söküp atamam içimden
bir zeytin dalı kırılıyor en ince yerinden
giderken topladığın
saçlarının arasına sıkışıyorum
bir vazo kırılıyor sessizce
bir vazo kırılıyor sessizce
geride bıraktığın anıların altında eziliyorum
keşmekeş bir durum bu
bir adaya düşsem yanıma alacağım üç şey ne olurdu
sen.
sen.
sen.
dedi manyak mısın,
dedim keşke sesini bir kavanozun içinde saklasaydım.
hülasa: bazıları gözleriniz açıkken vardır. bazıları gözlerinizi kapattığınızda yanınızda belirir. bazı insanları hayatınıza sığdırabilmek için kendinizi köşeye sıkıştırırsınız. ve bir adam zihninin içinde. elbette tartışabilir sevdiği kadın ile.