18 Nisan 2017 Salı

32. o'yalandı

biraz dağınık bir masa
arkasında kartonpiyeri eskimiş duvar
bir iki kitap, bir defter ve biraz da sigara
ortalama bir masada ne olmalıydı
neyi koysam üstüne dolmazdı hep tam takır
neyi arasam bulamazdım 

geçenlerde biraz mutluluk aradım 
olur olmadık yerde birkaç fotoğraf çıktı karşıma
yırttım attım (aslında yırtmadım)
bir şarkı buldum kitabın arasında 
sıkışmış çekip çıkardım 
sesini duyar gibi oldum, kitabın arası boş kalmasın diye kalbimi sıkıştırdım 

eğik durmuş bir çerçeve buldum köşede
olmadık yere ikimizi sığdırmaya çalıştım içine
sığamadık.
bir vapurun sesini duydum çekmecenin içinde
alıştığım insanları en kolay ensesinden tanırdım

bir iki defa kokunu aradım, bozuk bir kaset çıktı karşıma
elimde koymuş gibi bulurdum oysa
eskiden olsa derdin ki 
al bu kokuyu çocukların yetişemeyeceği bir yere ko.
ama eskiden değildi, 
üfledim tozunu kaldırdım anıların
öksürdüm.

etrafıma bakındım
eskiden olsa ağlardım belki ama şimdi sadece etrafa bakıyorum
bir rafta kuzey ışıklarını buldum
bir kadını yeni bir kıtayı keşfeder gibi keşfetmeli dedim kendi kendime. 
zaten yanımda kimseler de yoktu.
pencereden baktım, bir parça gökyüzü buldum
kimseler bulmamış gibi sevindim kalktım takımyıldızlarına adını verdim
bir defter aradım, boş bir bardak buldum
döktüm içimdekileri bana mısın demedi
döktükçe döktüm. 

birkaç mektup olacaktı şu kağıtların arasında
belki bir su faturasıydı
acaba hangi yıldaydık, hangi zamanda
tarihi belli bir takvim yaprağı da olurdu
seninle iç içe olduktan sonra 
bu dünyanın dışında kaldım
bir ip buldum, 
en sağlam yerinden koptu

geçenlerde, bayağı bir geçenlerde
bir plak aradım, şu sessizlik bozulsun istedim
plastik bir çiçek buldum, gittim bahçeye ektim
yeşermedi.

kapı çaldı, 
pencereden baktım, baktım seni buldum.
arasam bulamam, bulsam zaten başka bir şey aramam.

kapı çaldı, ben açamadım. 
ortalama bir kapıda neden kol olmazdı
biraz sağa sola yürüdü, oyalandı.
neden bazı şeyler en gerekli zamanda ortada olmazdı
ben açmadım, o yürüdü.
o'yalandı 
ve yok oldu.