20 Şubat 2017 Pazartesi

23. dokunduğun her şey yıkılıyor

dokunduğun her şey yıkılıyor. ayak bastığın yerde çiçekler açarken, ayağını kaldırdığın yerde toprak kuruyor. bir yalnızlık anıtı gibi duruyorum burada, bir başıma. şekillenmek için yediğim çekiç darbeleri yaratıyor bütün zerafeti. bir put gibi, bir sonraki darbeyi beklerken. sen geliyorsun ve dokunduğun her şey yıkılıyor.

sabah geç uyanıyorum, geç uyuyorum akşamları. erken kalkanlar önümde değil, yol almamış hiç kimse. düşmekten yorulmadım, üstelik dizlerimin yaralı olmasını da umursamıyorum. beni yıkan çekiç darbeleri değil. beni dizlerimin üstüne düşmek de değil, senin itmiş olman yıkıyor. dokunuyorsun, ve dokunduğun her şey yıkılıyor. 

siyah gömlek giyiniyorum. ağzımda iyiyimler geveleyip, yarım ağızla. yaşıyorum diyorum. kim tam anlamıyla yaşamış ki, kırılmadan dökülmeden. olanlara bir kağıt parçası gibi katlanmadan. kağıt bile en fazla yedi kere katlanıyorken, ben. kim bilir kaç kere. neden. dokunduğun her şey yıkılıyor. aramızdaki duvarlara dokun, yıkılsınlar.

bir tarantino filmi izliyorum. yanına geleceğim. titanyum zırhla kaplayıp kalbimi. metafizikten ve gamlı kuzgundan bahsetmiş miydim sana. bir akşam üstü gamlı kuzgun gelebilir yanına ve bu metafiziğe de aykırı değil mesela. dokunduğun her şey yıkılıyor, ve yıkıldı da. beni bu enkazdan çıkar demiyorum sana. ama şu taşlardan birini kaldır işte. 

bir tenor sesiyle kırıyor bardağı. insanlar alkışlıyor. kimse düşünmüyor bardağın kırılan kalbini. bir şehir yıkılıyor arkandan. gidişin katrina kasırgası gibi ya da japonya'yı vuran sel dalgası. dağılan her şey seninle ilintili. big bang teorisi gibi. dokunduğun her şey yıkılıyor.

dokunduğun her şey yıkılıyor. ve bu kadar yıkımın arasında hâlâ bir şarkıya benziyorsun. söylediklerim bir keman sesini anımsatmıyor sana. biliyorum buruşmuş bir kağıdı ne kadar düzeltsen de izi kalır. bay ve bayan smith hâlâ birbirine yalanlar söylüyor. her şeyin yalandan ibaret olduğu bir dünyada doğruyu söylemek ne kadar doğrudur ki. bizi ayıran kağıttan bir kale. dokun, yıkılsınlar.

dokunduğun her şey yıkılıyor. ne zaman vals dinlesem, göğsüme bir şarap'nel saplanıyor. geçtiğin sokakların algoritmasını alsam, karşılaşabilir miyiz bir sokakta seninle. aklımda bir silsile gibi ihtimaller. 

şimdi sana d,üşüyorum desem üşüdüğümü de anlar mısın?

(25 Ekim 2013-29 Ekim 2016)