15 Şubat 2017 Çarşamba

21. alter ego


illa bir uçurumun kenarında olmak gerekmiyor. insan bazen sokak ortasında bile yere çakılabiliyor. bırak her şey olduğu gibi kalsın, anılarımız bozulmasın. zaten şu saat bozuk. ya sende duruyor ya da senden geçemiyor. biliyorum ben bu yolun neresine gitsem, hangi köşesinden dönsem, sana çıkıyor. ve biliyorum ki bazı denizler, okyanuslardan da derindir.

dışarıdan bakınca ne kadar basitti her şey. ben zaten sudan sebeplerde boğuluyorum. öylesine kurulan cümleler, yarım ağızla verilen sözler ya da bitirilmeden kenara atılmış kitaplar gibiyim. geride bırakmayı öğrenemedim hâlâ, ne kadar koşsam da yürüyenleri geçemiyorum. kendimden yola çıkıyorum ve bir yere varamıyorum. ikimizin arasındaki uçurumdan kendimi aşağı atıyorum. bak okyanuslar var içimde, boğulamıyorum.

açılıp kapanan kapılarda, pencere kenarlarında, istasyonlarda ve duraklarda seni beklemekten yoruldum. düşüşleri ezberledim ve de yanılışları. hayatının tam ortasındayım, sandım. meğer köşesinden bile geçmemişim.

geçerken uğrama artık bana. yolunun üstünde bir durak olmaktan sıkıldım. nereye gidiyorsan bırakıp bana gel. ellerindeki çiçekleri bırak bir yere bana sarıl. seni bu kadar seyrek göreceğimi bilseydim, insan olmaktan çok her gün karşısına geçip saçlarını topladığın ayna olmak isterdim. amantes sunt amentes.

farkındayım her şeyin. ve farkında olmak yoruyor. birbirimizden uzakta, ayrı sokaklarda ayrı şehirlerdeyiz. ama ne zaman gözlerimi kapatsam yine yan yanayız. bakma şikayet etmiyorum düşmekten ya da dizlerimdeki yaralardan. farkındayım, sana çiçekli yollardan gelinmezdi zaten.

artık aramızdaki şeyin ne olduğunu bile bilmiyorum. uçurum mu yoksa duvar mı anlayamıyorum. bazen bir duvara çarpıyorum, bazen de düşmeye başlıyorum. zaten fark etmiyor, sonunda hep bir yerlere çarpıp dağılıyorum.

şurama, “dikkat kırılabilir.” yazmadığım için mi böyle oldu?